HAPPINESS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAPPINESS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2015 Pazar

ANIME AND HAPPINESS CONNECTION

Ever wonder why so many adults find those weird Japanese cartoons appealing? It’s not just you. “Normal” adults in Japan think it’s weird, too.
However, anime otaku (people who are totally obsessed with something – in this case – anime) tend to be highly satisfied in life
BECAUSE
1.They’re immersed in vivid colors regularly
Many anime shows have distinctive art styles that incorporate colors in beautiful and vibrant ways. Being exposed to all of these colors regularly can positively impact your mood or maybe even help you pay attention to the vibrant colors around you in your daily life.
True, not all anime have bright, vibrant colors. Some anime are meant to be dark and depressing. But regardless of what exactly the color scheme of a show is, you can count of the fact that it will suck you into whatever world of colors its artists chose to rely on.
2.They learn new things often
While there are Chinese and Korean anime-like shows, a typical anime is Japanese. Anime fans come from all corners of the globe, so for anyone not Japanese, anime can actually be rather educational.
You learn a little bit about Japanese culture regardless of what anime you are watching, and if you watch the subbed versions of anime (the version in Japanese with English subtitles), you can also learn phrases and single words in Japanese.
3.They exercise their imaginations
You kind of have to have an imagination to get into anime in the first place. Most shows feature really crazy concepts and alternate universes that you just can’t view realistically.
Anime nerds are used to jumping into highly fictionalized shows and use their imaginations much more regularly than your average person. As a result, they’re generally much more creative and open minded than others.
4.They explore meaningful concepts regularly
Despite the rather unrealistic nature of most anime, many shows teach viewers a lesson or explore at least one major thematic issue central to human existence. For example, Full Metal Alchemist Brotherhood explores the themes of kinship, death and corruption. Sword Art Online explores how we construct our perceptions of reality and what makes one reality the true one.
5.They really value friendship
Of the core concepts discussed in anime, friendship is often one of them. Many shows place emphasis on how rare a truly good friend is, and this makes many anime nerds really appreciate the good friends they have.
6. They always have the perfect cure for a bad day
I think just about everyone has had a terrible day at some point. One of those days when you don’t feel like dealing with anyone or anything.
Anime is perfect for those kinds of days. Regardless of what you feel like watching, there’s bound to be an anime to fit the way you feel.You can easily find something to inspire you with hope, or something to cater to your bad mood.
7.They know that nothing is impossible
One of the best parts about watching anime is how often a show can surprise you. Sometimes for the better; sometimes for worse. But if anime nerds know one thing, it’s that anything is possible.
8.They’re comfortable with being “weird”
Unless you also watch anime, you probably think anime nerds are a little bit weird.
That’s okay, we kind of understand because very few of us were born watching anime. Most of us also thought it was weird at one point or another so, in a way, we can sympathize with you.
Anime nerds are used to being called weird and many of us are actually much more comfortable with ourselves because of it.


29 Temmuz 2015 Çarşamba

YAŞANILASI YARINLARA GİDEN YOL

Bazen bir soru takılır aklınıza bir türlü cevabını bulamazsınız.Son zamanlarda o sorulardan biri olan "Ben Kimim?" sorusunu sordum kendime..Cevabı çok basit görünüyor hatta bildiğinizi sanıyorsunuz..Bende öyle sanıyordum..Ama bilmediğimi farkettiğimde kafamda bir soru daha oluşuverdi hemen..Nasıl bilmem ben kim olduğumu nasıl?
  Adım Deniz! Benim adım Deniz! diye üç kere beş kere tekrarladım yüksek sesle..Ama yeterli değildi..Cevabı düşünmeye odaklanmışken bir ses duydum sandım..Saçmalama burda tek başınayım ses falan yok derken yine duydum o sesi...Fısıltı gibiydi çok zayıftı çok zor duyuluyordu...Duymamayı seçtim ve aklımı başıma toplamaya ve kahve içmeye karar verip tam mutfağa yönelmiştim ki yine o ses..Resmen beni takip ediyordu ve bana;-Sen bu korkak değilsin olmamalısın " diye fısıldıyordu.
  Sinirlenmiştim..
-Korkak mı? Ben mi? Sen ne dediğini sanıyorsun? diye bağırdım içimden çığlıklar atan ama duymaya çalıştığımda "sadece bir fısıltıdan ibaret olan o sese..Kızgındım gerçekten kızgın! Napmaya çalışıyorsun sen diye bağırdım kimle konuştuğumu bilmeden..Ve kendi sesimden korktum sessiz evin içinde her yerde yankılanmıştı sanki...Hiç konuşmadan durdum bir süre sakinleşmeye çalıştım..Dikkatle dinleyince içimdeki sesin de sustuğunu farkettim..
-Ee nihayet! diye seviniyordum ki..
-Gittiğimi mi sandın dedi yine o kulak tırmalayacı garip fısıltısıyla!!Off yine mi o kulak tırmalayan fısıltı! Çok anlamsız! "kulak tırmalayan fısıltı" . Zıtların birlikteliği desem ..Yok yok bu zıtların birlikteliği falan değil..Peki ama ne bu? Anlamlandıramadığım bir şey bu!
-Anlamak mı istiyorsun? diye sordu birden.Bunu sorarken yine kulağımı tırmalamıştı sesi!
-Evet anlamak istiyorum derken buldum birden kendimi.Gerçekten anlamak istediğimden emin olmak ister gibi vurgulaya vurgulaya en yüksek ses tonuyla;
-Emin misin anlamak istediğine dye sordu.
-Evet anlamak istiyorum dedim ya! Hadi anlat artık!Bu kez alttan aldı.-Tamam tamam kızma hemen anlatıyorum."Ben senim diye başladı sözlerine.Nasıl yani demek istedim ama sustum.Merakım çok güçlüydü sesimi çıkarmak istesemde çıkaramadım..
-Evet evet ben, senim diye devam etti.İçimden nasıl yani diye sorduğumu mu duydu acaba dedim kendi kendime.Oysa anlatmaya hiç ara vermeden devam ediyordu.
-Ben senin içindeyim.Hayatın koşuşturmacasında duymayı unuttuğun sesinim ben!
İçimden bu kadar kulak tırmalayan dayanılmaz bir sesi nasıl duymam diye geçirdim...Anladım! Sen benim vicdanımsın diyordum ki rahatlamış bir şekilde, daha ağzımı açamadan;
-Hayır! Ne vicdanı! Sana "ben senim diyorum ya! Vicdanı da nerden çıkardın diye bağırıyordu..Ses tonundan anladığım kadarıyla onu kızdırmıştım.Ama daha fazla tutamadım kendimi ..
-Ee nesin sen in misin cin misin?-Ben, senim!Tutturmuş bir "ben, senim gidiyor! Sus da dinle dedi o dayanılmayacak seviyeye çıkan kulak tırmalayacı sesiyle.Sustum..Taa ki o tamam sözlerim bitti bu kadardı diyene kadar...-Ben, senim! Ruhunum.İçindeki sesinim.Görünmezim evet ama bedenden, bedeninden daha güçlüyüm.yıllardır içerde unutulmaktan, mutsuzluktan bıktım,yoruldum, ve de boğuldum.Artık mutlu olmak istiyorum.Artık beni dinleyerek yaşayacaksın! 
-Zaten seni dinlemiyor muydum? diye sordum onu kızdırmamaya özen göstererek.
-Hayır.Dinlemiyordun yoksa bu isyanım niye?Artık ne istediğini görmeni, benim sözlerimi sesimi duymanı istiyorum.Duymakla da yetinmemeni uygulamanı da istiyorum tabiki..Peki ne istiyorsun diye sordum. Kafamda hala soru işaretleri dolaşıyordu.Bak hala ne istiyorsun diyorsun! diye bağırdı.Onu kızdırmıştım yine..Ne istiyorum diye sormalısın.doğru olan bu!Ben senim anlasana!
-Peki ben ne istiyorum diye sordum daha fazla kızdırmamak için onu.-Çok basit bir şey..Huzur ve mutluluk..
-Çok mu basit?Basit olan gerçekten bu mu? Bu hayatta, huzur ve mutluluk kadar zor bulunan başka ne var?Sen içerde kala kala dünyayı,hayatı görmeyi unutmuşsun!-Ben dışarıyı görmeyerek birşey kaybetmedim ama sen içindeki beni görmeyerek, duymayarak çok şey kaybettin ve hala da kaybediyorsun! Sana verilen mutlu ve huzurlu yaşama şansını kaybediyorsun! Nasıl olduğunu anlamasamda ikna olmuştum.Haklıydı..Hayat benim hayatımdı artık istediğim gibi yaşamaya başlamalıydım..Ses tekrar yükseldi.Son birşey daha var söylemek istediğim..
-İnsanlara da söyle bunları, içlerindeki sesi duysun ve takip etsinler.Paylaş ki mutluluğun artsın!

Yine haklıydı.Paylaşmalıydım.. Ve bu yazımda sizinle bunu paylaşıyorum.Sizde benle ve insanlarla paylaşın ki içindeki sesi duyanlar ve mutlu insanlar artsın..İçimizdeki bilgeyi görmezden gelmeyelim, görmezden de gelinmesine de izin vermeyelim..Her paylaşım bizi daha mutlu ve huzurlu bir topluma,hayata doğru götürecektir:)
GREENSEA-OKYANUS GÖK

MUTLULUK / SUSMAK / MUTSUZLUK DENKLEMİ

'Mutluluğun en güzel ifadesi susmaktır. Ne kadar mutlu olduğunu anlatıp duran insan çok da mutlu olamaz.'Shakespeare
Yazmaya bir alıntıyla başlamak en sevdiğim yöntem değildir. Ama Shakespeare istisna yapmayı mümkün kılıyor her zaman. Yazıya alıntıyla başlamak veya bir alıntıyı belirginleştirip paylaşmak ve bunun üstüne düşünmek ve yazmak... Buradaki en bilindik kavram "paylaşmak" yazması kolay uygulaması zor olan kavram...
Herkesle herşeyi paylaşamazsınız. Paylaşmak sır tutma gerekliliğini de ortaya çıkarır. Sır tutabilecek, sizi anlayabilecek ve de en önemlisi güvenilir biriyle paylaşımlar yapabilirsiniz. Güven, beş harfli kısa ama bir o kadar da uzun zaman sonra elde edilen kazanılan bir duygu...
Tekrar alıntıma dönersem eğer, mutluluğun en güzel ifadesi susmaktır malesef ne kadar da doğru bir tespit... Güvenmek için mutluluğumuzu paylaşmayız çünkü bir inancımız vardır temelde iyi gün dostu her zaman bulunur diye. Kötü günde mutsuzlukta yanımızda olmalarıyla test ederiz insanları. Bize ne kadar zaman ayırdığını, zorlandığımız durumla başa çıkabilmemiz için ne şekilde destek olduğunu maddi ya da manevi gözlemler ve ölçeriz. Bu ölçek kişiden kişiye değişkendir. Kimisi azıcık bile çaba görse yetinir. Kimisi daha şüphecidir bu küçük bir olaydı bakalım hep destek olacak mı diye bir sonraki zorluğu bekler. Yeterince zorluğu birlikte aştığına destek gördüğüne inandığında ise artık mutluluk da o kişi ile paylaşılabilir hale gelir.
Shakespeare'in alıntısında biraz karamsar bir hava sezilse de ortadaki karamsar gerçeği görmezden gelemeyiz. Mutluluk hep geçici birşeymiş, mutsuzluk yada zorluktan sonra daha değeri anlaşılır bir duygu durum olarak görülür. Ki çoğu insan hep mutlu olunca normalden uzun süre işler yolunda gidince içinde söze dökmese de kötü birşey olacak hissi ile yaşar. Bilinçsizce kendini mutsuzluk yada bir tür zorlukla karşılaşmaya hazırlar.
İnsan kendi içinde bile yaşadığı mutlu zorlukların yok olacak kadar az olduğu bir hayatı şüpheyle karşılarken başkalarıyla mutluluğu paylaşmakta gecikmesi, önceliği acılara vermesi çok da akıldışı olmasa gerek...

Acılarımız zorluklar bizi biz yapar.Bu yüzden önce acılarımızı anlatır ve kendimizi tanımlarız. Mutluluklarımız ise sonra gelir. Bu yüzden çok değerlidirler. Susup o mutluluklarımızı hazine misali saklamak isteriz.

Belki de zorluklarda acılarımızda daha çok susmalı mutluluklarımızı haykırmalıyız... Sustuklarımız içimizde haykırdıklarımız etrafa yayılırsa ve etrafa yaydığımız mutluluklarımız olursa daha mutlu olabilir daha mutlu bir dünyada yaşayabiliriz yanılsama olarak bile olsa...
GREENSEA-OKYANUS GÖK